AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Romantizm Nedir? Romantizmin Sanat Dallarına Etkileri Nelerdir?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
TERLAN
Kurucu
Kurucu
avatar


İsim İsim : Mehdin
Cinsiyet Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 3884
Başarı Puanı Başarı Puanı : 8820
+ Rep Puanı + Rep Puanı : 9
Doğum tarihi Doğum tarihi : 01/08/96
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 03/07/13
Yaş Yaş : 22
Nerden Nerden : >Diyarbakır<
Hobiler Hobiler : Kitap okumak :)
Lakap Lakap : Tertions <3

MesajKonu: Romantizm Nedir? Romantizmin Sanat Dallarına Etkileri Nelerdir?   Çarş. Ağus. 21, 2013 9:54 am

Romantizm hakkında bilgi. Romantizm akımının edebiyat, mimarlık, resim ve heykel sanatlarına etkileri ve önde gelen Romantizm sanatçıları ve eserleri hakkında bilgiler


Hemen bütün sanat dallarında, doğallıkla edebiyatta etkileri görülen bir tutum ve eylem birliği, klasikçiliğe tepki olarak doğan sanat akımıdır. 18. yüzyıl sonlarında doğumu gözlenir, 19. yüzyılın ilk yarısını (1790-1850) kapsar, etkileri hiçbir zaman tümüyle yok olmaz; bazı kaynaklarda Türkçe karşılığı olarak coşumculuk önerilir.
Edebiyatta Romantizm Akımı:
Bütün Avrupa’da görülen romantizme önce Almanya’da rastlanır. Fransız klasik beğenisine karşı bir başkaldırma halinde başlayan eylem (Sturn und Drang: Fırtına ve Hamle) en iyi Goethe’nin eserlerinde izlenebilir. Fransız Edebiyatı’nın katı kuralcılığına, akılcılığa (rasyonalizm), halktan ve doğadan uzaklığa, ilkçağ eserlerinin klasik yorumuna, ortaçağın küçümsenişine bir tepki olan romantizm; Victor Hugo’nun çevresinde toplanan romantik şairlerin birikimiyle eski beğeninin yerine geçmeye başladı.
1830′larda zafer kazanarak iyice tutundu. Eylemi hazırlayan düşünce gizili, Rousseau’nun ortaya koyduğu ilkelerdir: İnsan iyi, özgür, mutlu yaratıldığı halde toplumca kötü, köle, yoksul duruma düşürülür (“Toplum suçu hazırlar suçlu onu işler”, V. Hugo). Onun için doğaya dönmeli, onu izlemeli; ahlakı, eğitimi, dini ve siyaseti yeniden düzenlemelidir {Emile). İnsanların toplum içinde yaşamaları, özgürlükle yaptıkları bir sözleşmeye dayanır. Özgürlük ve eşitlik, bırakılmaz haklardır. Onun için genel irade, yeni toplumun, ulusun egemenliği ana koşuludur (Toplum Sözleşmesi).
Fransız Devrimi, Napolyon savaşlarıyla yön değiştirmiş, beklenen mutluluk umudunu getirmemiştir. Bu durumda sanatçı kendisini toplumuna uzak ve yabancı duymaya başlar. Onurlu bir yalnızlıkla kalabalıktan kopar, karamsar bir lirizme yönelir, duygulu bir incelikle çabucak kırılarak insanlara düşer, doğanın katıksız değerlerinden yardım umar. “Romantizm, kapitalist-burjuva düzenine, iş yaşamı ve kazancın bayağılığına karşı bir ayaklanma, tutkulu ve çelişmeli bir ayaklanma eylemiydi. Romantizm, başlangıçta soyluların klasizmine, kural ve ölçülere, soylu biçime, içinden günlük konuların ayıklandığı bir öze karşı bir küçük burjuva ayaklanışıydı. Folklorun, halk sanatının ülküleştirilmesi, halkı aşağılayıcı koşullara karşı ayaklandırma silahı, romantik bireycilik, insan kişiliğini derebeyliğin köleliğinden kurtarma aracı oldu.
Çeşitli ülkelerde değişik biçimlerde ortaya çıkan Romantizm, Ortaçağ kaynaklarından yararlanmış olmasına karşın, açıkça bir burjuva eylemiydi. Bugün yeni sayılan birçok sorunların tohumlarını da o zamanlar içinde taşıyordu. Romantiklerin önemli buluşu şuydu: Örnek güzellik ve olgunluk eserleri yalnızca Greko-Latin çağında yaratılmış değildir. Her ulusun, her dönemin kendi türünde üstün eserleri ve anlatım gücü olmuştur. Onun için ortaçağ da estetik bakımından geri bir dönem değil, kendine özgü bir uygarlık ve sanat dünyasıdır.
Çelişmelere düşen Romantizm (halka inen sadelikle aşırı bireycilik, tutucu eğilimlerle devrimci düşünceler, lirizmle karamsarlık ve alay, dindarlık ve gurur, coşkuyla umutsuzluk) önceleri sağduyu ve kuru mantığa karşı bir tepki iken kendisini yaratan burjuva düzeninin yaşamım güzelleştirmek zorunluğunu yüklendi. Bu yüzden gücünü kısa sürede yitirdi, bozulmuş değeriyle uzun zaman yürürlükte kaldı. Romantizmin getirdiği özellikler şöyle maddeleştirilebilir:
1- Klasik edebiyatın kural ve biçimlerin bırakılması (tragedya yerine dram; Hugo romantizmi, “edebiyatta liberalizm” diye tanımlayacaktır)
2- Greko-Latin kaynakları yerine ulusal değerlere dönüş; mitologya konularına karşı ortaçağ ve Hıristiyan söylenceleri, tarihten ve günlük yaşamdan yararlanma,
3- Duyulara, düşlere, içgüdülere, tutkulara önem verme,
4- Sanatçının kendi kişiliğini gizlemeden içtenlikle ortaya koyuşu; duyguların tutkuların ayrıntılarla işlenişi,
5- Toplum düzensizliklerini göstermeyi amaç edinen bir görev yükümlülüğüyle kişileri kendi çevirilerinin yönsemeleri içinde gözleme ve betimleme,
6- Doğa güzelliklerine dönüş, uzak ve değişik ülkeleri konu ediniş, halkların değişik töre ve inanışlarını açıklama,
7- Lirik şiire önem verme, epik şiirin de yeniden değer kazanışı, gezi izlenimleri, dram tiyatrosu, romanın gelişimi, deneme türünde zenginleşme,
8- Doğayla insan ruhunun koşut betimlemeleri, dilde özgürlük, tarihsel roman türüne aşırı önem, romanda ruh çözümlemelerine eğilim,
9- Her edebiyat akımı gibi romantizm de bir felsefe görünüşüne dayanır: Hegel (1770 – 1831)
10- Karşıtlıklardan yararlanma: Güzel-çirkin, iyi-kötü, soylu-alçak, yüce-gülünç gibi.
Ulusların edebiyatları içinde egemen nitelikleriyle romantik sayılan edebiyatçılara gelince…
İngiltere’de Gölcüler diye anılan Wordsworth (1770-1850), Coleridge (1772-1834) sonra Lord Byron (1788-1824), Shelley (1792-1822), Keats (1795-1821). Tarihsel romanda Walter Scott (1771-1832),romantik tarih felsefesini Kahramanlar ile veren Carlyle (1795-1881), E. Bronte (1818-1849). Charles Dickens ile (1812-1870), Thomas Hardy ise (1840-1928) romantizmle başlayıp gerçekçiliğe ulaşacaklardır.
Alman şiirinde Klopstock (1724-1803), Herder (1744-1803). Goethe (1749-1832), Schiller (1759-1805), şair kardeşler W. Schlegel (1757-1845) ve F. Schlegel (1772-1829), H. Heine (1797-1856). Romanda Hoffmann (1776-1811), Kleist (1777-1811), halk masallarını değerlendiren Jacob (1785-1863) ve Wilhelm (1786-1859) Grimm Kardeşler…
Fransız Edebiyatı’nda akımın müjdecisi Chateaubriand’dır (1768-1848). Hemen yanı sıra Madame de Stael (1776-1817), B. Constand (1767-1830), Senoncour (1770-1876). Sonra ikinci kuşak: Lamartine (1790-1869), A. de Vigny (1797-1863), eleştirmeci Sainte-Beuve (1804-1869), çağının en etkili kişisi Victor Hugo (1802-1885), A. de Musset (1810-1857), Théophile Gautier (1811-1872), Jules Michelet (1798-1874)…
Bernardin de Saint-Pi-erre (1737-1814). Géerard du Nerval (1808-1855), George Sand (1804-1876), gerçekçiliğe iyice yaklaşan Prosper Mérimée (1803-1870), Alexandre Dumas (Pere) 1802-1870…
Bu arada gerçekçilik akımının büyük adlarından bazıları da edebiyatta bu özelliklerle başlamışlardır. İtalyan şairi A. Manzoni (1785-1873). Giacomo Leopardi (1798-1837). S. Pellico (1788-1854)…
İspanyol Edebiyatı’nda Espronceda (1809-1842), Zorilla (1817-1893)..
Rus Edebiyatı’nda Jukovski (1783-1852), A. Puşkin (1799-1837), Lermontov (1814-1841)…
ABD’de W. Irving (1783-1859), N. Hawthorne (1804-1864), H. Melville (1819-1891), Lonfellow (1807-1882), E. A. Poe (1809-1849), R. W. Emerson (1803-1882)…
1860′dan sonra başladığını kabul ettiğimiz Tanzimat Edebiyatı’nda roman-tiyatro-şiir ürünlerinin hemen hepsi romantizmin etkisindedir. Düşüncelerini Aydınlanma Çağı’ndan alan Namık Kemal, duygusal edebiyatıyla (İntibah, Cezmi, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Vatan Yahut Silistre, Gülnihal, Celalettin Harzemşah) bu akımda yer alır.
Ahmet Mithat’ın romanları, Recaizade Ekrem’in ürünleri akımın özelliklerini taşır. Abdülhak Hâmit Tarhan, bir yandan tragedyalar {Hâile) özentisinde, canlandırdığı kişilerin nitelikleriyle de romantizm etkisindedir. Onun izindeki Samipaşazade Sezai de romantizmin izindedir. Ne var ki bizdeki romantizm uygulamaları, akımın batıdaki düşünce ve felsefe özünü taşımaz. Toplumdaki sınıflar çatışması hiç konu edilmez, yalnızca batıyı taklit döneminin modası biçimindedir.
Romantizm; düşe, duyarlığa, yabancı ülkeler özgünlüğüne, coşku ve tutkuya önem ve ağırlık verme tutumuyla sürüp gider. Bizde de özellikle tarihsel romanlarla aşk ve serüven ürünleri, yaşantılarının gençlik diliminde kesinlikle romantik olmaya yazgılı bulunan kuşakların isteklerine cevap verir. Kahramanlık çağıyla nomadizm; göçebelik ruhunu yaşayan kişilerin düşleri düzeyinde özlemlere karşılık olur; insanları kendilerinin de yer alabileceklerini sandıkları düşsel serüvenler içinde oyalar, ayaklarını gerçek yaşamdan keser. Bütün ilk aşklarla ilk serüven atılımları bu ortak duyarlığın izlerini taşır…
Bu anlamda denebilir ki, bir ömür diliminin ruhsal özellikleri yürürlükte kaldıkça romantizmin de modası hiçbir zaman geçmeyecektir.
Mimarlık Sanatında Romantizm:
Romantizm mimarlıkta simgesel ve duygusal yüklemleriyle ülkelere göre çeşitlilik gösterir. Geçmişteki biçimlerin rağbet gördüğü bu dönemde, İngiltere’de gotik, Fransa’da ise yeni imparatorluğu simgeleyen klasik üslup ağırlık kazandı. Horace Walpole’un tasarladığı Stawberry Hill Konağı ve James Wyatt’ın Fonthill Manastırı’nın yanı sıra, içlerinde Pugin’in Parlamento Binası da bulunan, pek çok yeni gotik örnek bu dönemde yapıldı. Ortaçağ mimarlığının merkezlerinden biri olan Almanya’da dinsel ve resmi binaların cephelerinde yeni gotik örnek bu dönemde yapıldı.
Ortaçağ mimarlığının merkezlerinden biri olan Almanya’da dinsel ve resmi binaların cephelerinde yeni gotik üsluba ağırlık verildi. Fransa’da Etienne Louis Boullée’nin Sir Isaac Newton’un anısına tasarladığı proje romantik mimarlığının örnekleri arasındadır.
Resim Sanatında Romantizm:
Romantizm, resimde figüratif ve manzara resimleri olarak başlıca iki grupta ele alınır. 18. yüzyılın sonlarında İngiliz şair ve ressamı William Blake’in Büyük Kırmızı Ejderha ve Güneşi Giymiş Kadın adlı eseri romantizmin ilk örneklerinden sayılır. Öte yandan John Constable ve William Turner (Esir Gemi, 1840) resimleriyle ortaya çıkarlar.
Ortaçağın yücelik kavramının keşfedilmesiyle birlikte yeni bir edebiyat türü olan tarihsel romanın romantik resimle bağlantısı vardır. Bahçe düzenlemesine de yansıyan yıkıntı görünümlerinin yanı sıra doğunun mistik anlayışı da sulu boya resmin gelişimini sağladı.Fransız ressamları Napolyon döneminde romantik temaları işlediler. David’in yanı sıra Girodet-Trioson’un Atala’nın Cenaze Töreni (Louvre Müzesi, Paris), Ingres’in Ossian’ın Uykusu dikkati çeker. Fransız romantik ustalarının en önemlisi, eserlerinde ölüm, giz ve doğu mistisizmi konulan ve Rubens’i andıran barok kökenli diyagonal kompozisyon anlayışıyla ünlü Eugene Delacroix’dir.
Barbizon Okulu ise Fontainbleau’da doğalcı bir eğilim gösterir. Almanya’da Caspar David Friedrich Karın Altındaki Mezar (1810) ve Otto Runge’nin resimlerinde mistik bir doğalcılık gözlenir. Gotik ve ortaçağ sanatına duyulan tutku ve mistisizm Almanya’da “nazarenler” grubunu etkiledi. ABD’de Thomas Cole gibi sanatçılar duygusal betimlemelerle doğayı ve vahşi yerlileri eserlerine yansıtırlar.
Heykel Sanatında Romantizm:
Romantizm heykelde anlatımdaki güçlü öğeler ve duygusal ağırlığıyla ön plana çıkar. François Rude’un zarif kabartması La Marsellaise ve Antoine Louis Barye’in vahşi hayvan figürlerini içeren eserleri romantik heykel anlayışını yansıtır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Auguste Rodin’in romantik öğeleri teknik ustalıkla birleşerek modern heykelciliğe yol açtı.





 

KaranLık,
bir ışıkLa dehşet verir asLında,
Çünkü yaLnız kaLamazsın;
göLgen vardır yanında!!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://notnullteam.yetkin-forum.com
 
Romantizm Nedir? Romantizmin Sanat Dallarına Etkileri Nelerdir?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 1.Hidrokinezi Nedir?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kanserojen NGHT :: Kültür,Sanat ve İnsan :: Tarih :: Sanat Tarihi-
Buraya geçin: